17 Ağustos 2026 Açıklamalar
“GECE DİŞ TEDAVİSİ” BEKLENTİSİ: YANLIŞ YÖNLENDİRİLEN TOPLUMSAL ALGI, ACİL KAVRAMININ İSTİSMARI VE KAMU DİŞ HEKİMLİĞİNDE NÖBET SORUNU “GECE DİŞ TEDAVİSİ” BEKLENTİSİ:  YANLIŞ YÖNLENDİRİLEN TOPLUMSAL ALGI,  ACİL KAVRAMININ İSTİSMARI VE  KAMU DİŞ HEKİMLİĞİNDE NÖBET SORUNU

Son dönemde sosyal medya platformlarında ve basında, diş hekimliği hizmetlerinin gece saatlerinde de rutin biçimde sürdürülebileceği ya da ağrısı olan her hastaya gece tedavi uygulanması gerektiği yönünde bir beklenti oluşturabilecek paylaşımların artmasını endişe ile takip ediyoruz.

Diş hekimliğinin bilimsel gerçekleri; basının oluşturduğu algıya, vatandaşın yanlış yönlendirilmiş beklentisine veya popülist idari tercihlere göre değiştirilemez.

DİŞ HEKİMLİĞİNDE “ACİL” KAVRAMI

Diş hekimliğinde “acil” kavramının klinik sınırları bellidir. Acil müdahale;

* Loj apseleri gibi ilerlemiş odontojenik enfeksiyonlarda,
* Dişlerde avülsiyon, intrüzyon veya lüksasyon; çene eklemi hasarı, oklüzyon bozukluğu, pulpayı ilgilendiren diş kırıkları ve benzeri ciddi klinik tablolara yol açan çene-yüz travmalarında ve
* Kontrolsüz kanamalarda söz konusudur.

Uzun süre ihmal edilmiş ağız ve diş sağlığı sorunlarında gece ortaya çıkan ağrı, tek başına klinik aciliyet oluşturmaz. Bu vakalarda “diş ağrısı” gerekçesiyle rutin tedavinin gece verilmesinin beklenmesi; acil sağlık hizmetinin amacı ve diş hekimliğinin klinik gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.

ELEKTİF TEDAVİ İLE ACİL MÜDAHALE BİRBİRİNE KARIŞTIRILAMAZ

Uluslararası klinik yaklaşımda da, diş hekimliğinde acil durumlar; ertelenmesi hastanın yaşamını veya sağlığını tehlikeye atabilecek durumlar ile sınırlı tutulmakta, geri kalan tüm klinik tablolar ise “elektif” başlığı altında değerlendirilmektedir. 

  • Elektif tedavi, hastanın sağlığını acil olarak tehdit etmeyen, planlanarak ve uygun bir zamanda uygulanan tıbbi veya cerrahi müdahaledir.
  • Diş hekimliğindeki restoratif, endodontik, protetik ve birçok cerrahi işlem elektif işlemlerdir.

DİŞ ÇEKİMİ “AĞRI KESME YÖNTEMİ” DEĞİLDİR

Toplumda yerleşmiş en tehlikeli yanlışlardan biri, “dişim ağrıyor, çekilsin” anlayışıdır. Oysa diş ağrısı, tek başına çekim gerektiren bir durum değildir. Esas olan, ağrının nedenini doğru belirlemek ve mümkünse dişi tedavi ederek ağızda tutmaktır.

Diş çekimi lokal anestezi altında gerçekleştirilen cerrahi bir işlemdir.  

  • Hastanın sistemik hastalıkları, 
  • Kullandığı ilaçlar,  
  • Kanama riski, 
  • Tansiyon kontrolü, 
  • Gerekli konsültasyonlar, 
  • Radyografik değerlendirme, 
  • Cerrahi komplikasyon ihtimali ve 
  • Gerektiğinde uzman desteğine ulaşılabilirlik vb. durumlar değerlendirilmeden diş çekimi yapılamaz.


Komplikasyon geliştiğinde röntgen, deneyimli yardımcı personel, cerrahi klinik, uzman hekim desteği, sevk imkanının bulunmadığı bir ortamda “gece bir diş hekimi olsun diş çeksin” anlayışı doğru ve güvenli bir sağlık hizmeti planlaması değildir.

UZUN SÜRE İHMAL EDİLEN DİŞ TEDAVİLERİ, GECE ORTAYA ÇIKAN AĞRIYLA ACİL NİTELİK KAZANMAZ

Diş ağrılarının önemli bir bölümü, akut olarak bir gecede gelişen patolojilerin sonucu değildir. Dental çürükler, pulpal patolojiler ve periodontal hastalıklar çoğunlukla uzun bir süreç içerisinde progresyon gösterir. Aylarca, hatta yıllarca tedavi edilmeden ilerleyen bir patolojinin gece ağrı semptomu vermesi, hastalığın başlangıcını o geceye taşımaz. Gecikmiş bir ağız ve diş sağlığı sorununun gece ortaya çıkan ağrı üzerinden rutin gece tedavisine gerekçe gösterilmesi, bilimsel ve rasyonel bir sağlık politikası yaklaşımı değildir.

BASIN VE SOSYAL MEDYA VATANDAŞI YANLIŞ YÖNLENDİRMEMELİDİR

Basının ve sosyal medyanın da bu konuda ciddi bir sorumluluğu vardır. Diş ağrısını dramatize ederek “hasta gece geldi, neden dişi çekilmedi; neden kanal tedavisi yapılmadı?” şeklinde oluşturulan içerikler vatandaşın tıbbi gerçeklerle bağdaşmayan beklentisini beslemektedir.
Sağlık hizmeti, kamuoyu baskısına göre değil bilimsel endikasyona göre verilir. Daha da önemlisi, yöneticilerin ve karar vericilerin bu yanlış beklentiyi düzeltmek yerine popülist söylemlerle beslemesi kabul edilemez. 

HALKIMIZ BİLİNÇLENDİRİLMELİDİR

Ağrı önemlidir ve dikkatlice değerlendirilmelidir; ancak her ağrı gece cerrahi veya girişimsel tedavi endikasyonu değildir.

DOĞRU SAĞLIK POLİTİKASI GECE DİŞİ ÇEKMEK DEĞİL, ZAMANINDA TEDAVİ İLE DOĞAL DİŞİN KORUNMASIDIR
Vatandaşın tedavisini son aşamaya kadar ertelemesini normalleştirip gece çekim hizmeti vermeye çalışmak yerine;

Koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli, düzenli kontroller yaygınlaştırılmalı ve vatandaşın gündüz mesaisinde nitelikli kamu diş hekimliği hizmetine erişimi artırılmalıdır.
Her diş kaybı yeni ve daha maliyetli bir tedavi zincirinin başlangıcıdır. Çekim sonrası oluşan diş eksikliği; protez, köprü veya implant gibi ileri rehabilitatif tedavileri gündeme getirir. Bu süreç hastaya zaman ve maliyet yüklerken kamu sağlık sistemi açısından da daha fazla kaynak, malzeme ve iş gücü kullanımına neden olur.

DİŞ HEKİMLİĞİ ACİLLERİ İÇİN DOĞRU MODEL:  İCAP NÖBETİ VE REFERANS MERKEZLERİDİR

Diş hekimliğimliğinde nadir gerçekleşen acil klinik durumlar genel hastanelerin acili içerisinde değerlendirilmesi gereken travmalar ve sistemik risk taşıyan tablolardır. Bu tip acil vakaların yönetimi için her ADSM ve ADSH'de rutin gece polikliniği oluşturulması zorunlu değildir. İl ve ilçelerin nüfusu, başvuru sayıları ve gerçek acil vaka verileri değerlendirilerek belirli merkezlere gece nöbeti tanımlanabilir; geri kalan hizmet genel hastanelerde gerekli durumlarda diş hekimlerinin çağrıldığı icap nöbeti modeli şeklinde yürütülebilir. Tıp branşlarında olduğu gibi diş hekimliğinde de hekimi bütün gece kurumda bekletmek yerine, gerçek acil vaka oluştuğunda ulaşılabilecek bir organizasyon kurulması çok daha rasyoneldir. 

Diş hekimliği; radyoloji, sterilizasyon, yardımcı personel, gerektiğinde uzman desteği ve komplikasyon halinde etkin sevk mekanizması gerektiren girişimsel ve cerrahi ağırlıklı bir branştır. Bütün bu destek mekanizmaları kapalı iken tek bir diş hekimini gece kurumda bırakıp vatandaşa “24 saat diş tedavisi veriyoruz” izlenimi oluşturmak gerçekçi değildir.

GECE NÖBETİNİN BEDELİNİ GÜNDÜZ HASTALAR ÖDÜYOR

Gece nöbeti sonrasında mevzuat gereği dinlenme hakkını kullanan hekimin iki gün gündüz MHRS'sinin kapalı olması kamu diş hekimliği hizmetinin gündüz kapasitesini de azaltmaktadır. 

Bu nedenle sistemin gerçek veriler üzerinden sorgulanması gerekir: Gece kaç hasta başvuruyor? Bunların kaçı bilimsel anlamda gerçek acil veya zaman duyarlı vaka?

Bu hizmeti verebilmek için ertesi gün kaç MHRS kapatılıyor?

ÇALIŞAN GÜVENLİĞİ GÖRMEZDEN GELİNEMEZ

Gece nöbeti tutan diş hekimleri ve sağlık personelinin güvenliği de bu tartışmanın ayrılmaz parçasıdır. Gece saatlerinde çok az sayıda sağlık personelinin kolluk kuvvetlerinin bulunmadığı birimlerde, gerçekçi olmayan bir “gece tedavisi” beklentisi oluşturulmuş hasta ve hasta yakınlarıyla karşı karşıya bırakılması kabul edilemez.

SONUÇ

  • Kamu ağız ve diş sağlığı kurumlarında yaygın gece nöbeti uygulaması kaldırılmalıdır. 
  • Gerçek aciller için ihtiyaç ve vaka yoğunluğuna göre belirlenmiş merkezler ile icap nöbeti modeli esas alınmalıdır.
  • Dişhekimliğinde acil kavramı gerçek ve zaman duyarlı acil klinik tablolar esas alınarak bilimsel olarak tanımlanmalı ve toplum bu konuda bilinçlendirilmelidir. 
  • Elektif diş tedavileri gece acil hizmetinin parçası haline getirilmemelidir.
  • Gece nöbeti nedeniyle kaybedilen gündüz MHRS kapasitesi ve bunun vatandaşın randevuya erişimine etkisi açıklanmalıdır.
  • Diş hekiminin gece çalışma güvenliği, yardımcı personel ve komplikasyon yönetimi öncelikli dikkate alınmalıdır.
  • Basın, sosyal medya ve karar vericiler vatandaşa “her diş ağrısı gece tedavi edilir” algısı vermekten vazgeçmelidir.
  • Kamu diş hekimliği, diş hekimliğini anlamayan idareciler tarafından ve popülist beklentilere göre değil; bilimsel veriler ve mesleğin klinik gerçeklerine uygun şekilde liyakatli ve sahadan gelme diş hekimi yöneticiler tarafından yönetilmelidir.